dc.description.abstract | Kur’ân-ı Kerim, hem lafzî açıdan hem de mana yönünden mucizedir. Lafzı da manası da Allah’a ait olan bu ilâhî metin, sadece sembolik anlamda saygı gösterilmek, güzel hat sanatlarıyla yazılmak, merasimlerde okunmak için gönderilmemiştir. Elbette Kur’ân, okunacak ve lafızları üzerinde sürekli inceleme ve müzakereler yapılacaktır. Ancak bu okumanın hedefi yalnız sevap elde etmek için değil, bilakis onu anlamak, onun ortaya koyduğu evrensel ilkeleri kavramak, hayata geçirmek ve onu duyurmak için de olmalıdır. Bilimsel, kültürel, sosyal, teknolojik, iktisadî yönden hızlı bir gelişmenin yaşandığı asrımızda Kur’ân’ın, insanlığın hidayeti ve saadeti için takdim ettiği ilkeleri ciddi anlamda derin bir şekilde tefekkür ve tedebbür etmenin zarureti ortadadır. Her Müslüman, Kur’ân’ın yeniden kalbine nâzil oluyor düşüncesini taşıyarak hareket etmeli, dünyada yaşayan her insana onun mesajlarını ulaştırma vazifesi ile yükümlü olduğu bilincini taşımalıdır. Her mü’minin hayata bakışında Kur’ân’ın önemli yeri vardır. Mü’min, bütün faaliyetlerinde Kur’ân’ı merkeze almalı ve onu referans edinmelidir. Kur’ân, mü’minin hayatında rehber edineceği temel ve birinci kaynaktır. Kur’ân’ın, bir öğüt, bir rahmet, bir müjde olmasının yanında aynı zamanda bir hüküm kitabıdır. Onun açıkladığı hükümler, insan fıtratına ve onun psikolojisine uygundur. Çünkü o, insanların arasında hakkın, adâletin, faziletin hâkim olması için gönderilen bir kitabdır. | |