Basit öğe kaydını göster

dc.contributor.authorBüyüksaraç, Güldem
dc.date.accessioned2021-03-02T16:13:10Z
dc.date.available2021-03-02T16:13:10Z
dc.identifier.citationBüyüksaraç G., "Sahayı Temsil Etmek: Etnografik İlişkide Yerelin Sözü ve Dayanışmacı Etik", İlişkisel Sosyal Bilimler Sempozyumu, Ankara, Türkiye, 4 - 06 Kasım 2020
dc.identifier.othervv_1032021
dc.identifier.otherav_efb7324e-087e-4e93-bb31-75d7ad906a6b
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/20.500.12627/2589
dc.identifier.urihttps://avesis.istanbul.edu.tr/api/publication/efb7324e-087e-4e93-bb31-75d7ad906a6b/file
dc.description.abstractBu bildiride, çağdaş antropolojide temel bir metodolojik sorunsalı ele alıyorum: sahayı temsil etme meselesi, ve bununla ilişkili olarak, araştıran ile araştırılan özne arasındaki ilişki ve etkileşim. Öncelikle, bu sorunsalın kültürel eleştiri, aktivist antropoloji ve eylem araştırmaları bağlamında ne şekilde ele alındığını değerlendireceğim. Sonrasında, uluslararası ölçekte gitgide yaygınlaştığını gözlemlediğimiz, yerel katılımcıların araştırma sürecinde etkinleştirildiği bir sosyal bilim anlayışının olanakları ve sınırlılıklarını, bazı önemli metodolojik ve etik soru(n)lar üzerinden tartışacağım. 1970’lerde ortaya çıkan kültürel eleştiri literatürü, çağdaş antropolojide etnografın araştırmacı konumunu ve otoritesini sorgulamak üzere geliştirilen özdüşünümselliğe (self-reflexivity) ciddi katkılar sağlamıştır (bknz. Clifford, 1988; Clifford ve Marcus, 1986; Marcus ve Fischer, 1986). Kültürel eleştirinin temelinde, “temsil krizi” yani, antropolojinin araştırma konusunu (insan toplulukları ve onlarla ilgili sosyokültürel ve diğer unsurları) temsil etme kabiliyetine dair duyulan şüphe yatıyor. Bu kriz, disiplinin doğruyu söyleme yetisinden ziyade, üretilen bilginin nesnelliği ve geçerliliğinin sorgulandığı bir eleştiriyi ifade eder. Araştırma sürecine içkin hiyerarşik ilişkiler ve güç dinamiklerini açığa çıkaran eleştirel bir tutum söz konusudur. Bu tutum, aynı zamanda, antropolojik yazımın araştırmacı ve araştırılan arasındaki eşit olmayan ilişkiyi gizleyerek, etnografın otoritesini güçlendirmeye yarayan bir edime dönüştüğünü ortaya koyar. Konumsuz, bakış açısız bir bilimsel bilginin imkansızlığını, bilginin her zaman şüphe ve sorgulamaya açık olması gerektiğini vurgular. Kendini “aktivizmin eşiğinde” konumlandıran (Marcus, 1998) kültürel eleştiri kuramının aktivist araştırmalarla ilgili çekinceleri vardır. Politik meşguliyetin araştırmacılığın önüne geçmesi, analitik görüşü zaman zaman kapatması akademik aktivizme dair tespit ettiği en temel sorundur. Öte yandan, kültürel eleştirinin kendisine yöneltilen eleştiriler de kayda değer. Kültürel eleştirmenlerin antropolojik bilgi üretiminin maddi koşullarını radikal bir biçimde değiştirememiş olmaları ve araştırmacı-araştırılan arasındaki eşit olmayan ilişkiyi tersyüz edecek yeni metotlar geliştirmekteki yetersizlikleri zikredilen sorunlarun başında yer alıyor (Hale, 2006).Bu bildiride, bütün bu karşılıklı çekincelere rağmen, kültürel eleştiri ile aktivist/eylem odaklı ve genel olarak uygulamalı antropoloji arasındaki bağın göründüğünden daha güçlü olduğunu, kuramsal iç görü ve araştırma metotları açısından birbirlerini beslediklerini savunuyorum. Örneğin, kültürel eleştirinin daha eşitlikçi bir etnografik anlayış yerleştirme çabalarına katkıda bulunur nitelikteki topluluk tabanlı araştırmalar hayli umut verici. Kentlerin kenar mahallelerinde yaşam koşullarını iyileştirmeyi hedefleyen projeler, toplumsal refah ve sağlık projeleri, göç politikalarını hedef alan araştırmalar bu tür çalışmalardan sayılabilir. Bunlardan çoğu sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde, bazen bizzat onlar tarafından, gerçekleştiriliyor ve hemen hepsinin nihai amacı bilimsel araştırmanın çalışılan topluluğun güçlenmesi, gelişimi ve hak mücadelelerine katkı sağlamak (Rylko-Bauer vd., 2006). Sahayı temsil etme meselesi, sadece kültürel eleştiri değil, aktivist antropoloji için de görmezden gelemeyeceği kadar mühim bir sorunsaldır. Aktivizm merceğinden baktığımızda, bu etik sorunu politik ilişkilenmelerden bağımsız düşünmek imkânsız. Burada, temsil meselesiyle, toplumsal olgulara dair hakikati konuş(a)ma(ma) sorununa işaret etmenin yanı sıra, aktivist-araştırmacının başkalarını temsilen söz söyleme ve harekete geçme girişiminin sıkıntılı bir süreç olduğu, demokratik prensipler kenara bırakıldığında, yeni hiyerarşik ilişkilere, dışlayıcı ve grup içi farklılıklara kör söylem ve edimlere yol açabileceğine işaret ediyorum. Söz konusu aktivizm olduğunda –örneğin, etnik azınlıklar, mülteciler gibi dezavantajlı gruplarla iç içe çalışan sosyal bilimcileri düşünürsek– meselenin ikinci boyutu daha çok ön plana çıkıyor. Güncel eylem araştırmalarında başvurulan katılımcı metotlar bu türden bir temsil sorununun üstesinden gelmenin yollarını önerir nitelikte. Bu çalışmaların katılımcı yönünü, yerel aktivistleri ve hatta sıradan topluluk üyelerini araştırmada etkin kılma, uzman görüşler kadar yerel bilgi ve pratik tecrübeden yararlanma çabası belirler. Böyle bir çabaya girmek, ‘evrensel kanun’ların bilgisini sunan kuramı tikellerin kavranması anlamındaki pratik bilgiye yeğleyen geleneksel araştırma anlayışına ciddi bir başkaldırıdır (Calhoun, 2008). Kısacası, eylem araştırmaları, deneyime dayanan, ‘uzman olmayan’ görüşlere yer verir (Eikeland, 2006; Greenwood, 2008). Araştırmayla eylem ve hak savunuculuğunu bir arada düşündüğümüzde, karşımıza bu kez de başka etik sorunlar çıkıyor: Madunların, dezavantajlı topluluk ve bireylerin antropolojik yazınla seslerini duyurmalarına vesile olduğumuzda, onların kendi sözlerini söylemeye, kendi kelimelerini kullanmaya imkân tanıyor muyuz? Yoksa, onlara halâ evrensel kabul ettiğimiz, çoğu kez Batılı kullanımlardan devşirdiğimiz, kavramlarımızı mı dayatıyoruz? Bildirinin son kısmında, dayanışmacı etnografik modeller geliştirme çabasındaki aktivist antropolojinin kendine has temsil krizinden nasıl çıkabileceğini tartışacağım.
dc.language.isotur
dc.subjectANTROPOLOJİ
dc.subjectSosyal ve Beşeri Bilimler
dc.subjectAntropoloji
dc.subjectAnthropology
dc.subjectSosyal Bilimler (SOC)
dc.subjectSanat ve Beşeri Bilimler
dc.subjectSanat ve Beşeri Bilimler (AHCI)
dc.subjectSocial Sciences & Humanities
dc.titleSahayı Temsil Etmek: Etnografik İlişkide Yerelin Sözü ve Dayanışmacı Etik
dc.typeBildiri
dc.contributor.departmentİstanbul Üniversitesi , Edebiyat Fakültesi , Antropoloji
dc.contributor.firstauthorID2494908


Bu öğenin dosyaları:

Thumbnail

Bu öğe aşağıdaki koleksiyon(lar)da görünmektedir.

Basit öğe kaydını göster